GÖNÜLLER KONUŞUNCA


?ui=2&view=att&th=125d9c3d18da40fa&attid=0.1&disp=attd&realattid=ii_125d9c3d18da40fa&zw
 
 
Ey RAHMAN’IN Rahmetiyle kapladığı, dünyadaki hizmetçiler
YARABBİ nidasıyla gönülden bir tevbeyle,
ÖTELERE açılanlar
Varlıktan, benlikten kaçıp,
YOKLUĞA doğru koşanlar
Alnında abdestin muhteşem nurunu taşıyıp,
SECDEDE buluşanlar
Her bir tesbih tanesinde, tane,tane AŞK toplamaya çalışanlar
Tevbe ye girip, rezilliğe sürükleyen her şeye SAVAŞ açanlar
En ağır bir EMANETİ, daha ağır bir görevle yüklenenler
Veliler kapısında, HAKKA götüren “DOSTA” ipini teslim edenler
Bu diyarı, gurbet elde, ASIL VATANA doğru koşanlar
Eyvah demeden orada, burada RUHA AŞK ŞERBETİ sunanlar
Elleri, elleri en güzel elleri, tutup TEVBEYLE KARDEŞ olanlar
Derdi gönülden alıp dualarla, DUALARIN KIBLESİNE salanlar
İradeyi bırakıp “CÜZ” den geçip yalnızca “KÜLLE” teslim olanlar
Nedameti ve PİŞMANLIĞI hafızalarından hiç silmeyenler
Hayatın faniliğinden kaçıp, EBEDİLİĞE DOĞRU koşanlar
An,an gün, gün her bir VİRD de yavaş, yavaş ASLA dönenler
Kalbindeki dünyanın katmerleşmiş kirini DUAYLA, DUAYLA eritenler
Kim bilir, belki de RAHMET DERYASINDA hiç durmadan koşanlar
Irak görünen ulaşılmaz görünen mesafeleri, GÖNLÜYLE aşanlar
Ne can, ne canan, hepsini bırakıp O SULTANA koşanlar
Sevinmeyi, gülmeyi, mutluluğu yalnızca, BU YOLDA tadanlar
İller, ilçeler, ülkeler, zamanlar mesafeler, söyleyin var mı DUVARLAR
ZEHİRE dönüşmüş olsa bile hayat, BAL diye yutanlar
EDEBLE cepe cevre KUŞANIP, saygıda herkese ibret olanlar
Güneşi bulup hakikate kavuşunca, yıldızların tümünden vazgeçenler
EBEDİ SULTAN için, kulluğa durmadan soluksuz kanat çırpanlar
Leylleri ZİKİR VE ŞEVKLE sabahlara bağlayanlar
Eritip taştan kalbini O’NUN için ağlamayı bilenler
Nefreti kini, öfkeyi bırakıp, SEVGİYLE yelken açanlar
Herkesi her şeyi af edip, GÜZEL BAKIP, güzel görenler
Ama yeri gelince HAK için kılıç olup derhal kesenler
Bir kul hakkı için HÜRRİYETTEN vazgeçip, KÖLELİĞİ seçenler
Emaneti alınca ŞEYHİNDEN, en ön safta sancak tutanlar
Rahatın, yokluğun farkında olup, huzurun tatlı zevkine varanlar
İHSANIN mükemmel haliyle KIBLEDE SEVGİLİYLE buluşanlar
ALLAH, ALLAH diyerek, kalbi zikirle alıştırıp, NURA karışanlar
RAHMETE doğru koşup AŞKTA ŞELALE olup coşanlar
Aldırmadan nefsin tuzağına beden ülkesinde ruhu padişah yapanlar
Şeyhinden alıp virdi ötelere doğru sefere çıkanlar
Tırmanarak sarp dağları keskin yokuşları, VAHDETE koşanlar
Islak gözlerle seyredip yeryüzünü, TEFEKKÜRLE dolaşanlar
Resim gibi dünya tablosunun her zerresinde RESSAMI bulanlar
Işık alıp MANEVİ KAYNAKTAN zifiri karanlıklarda FENER olanlar
Nasihat alıp REHBERİNDEN, hatalara pişmanlıkta zirveye ulaşanlar
Emmare-i nefsten kurtulup, NEFSİ MUTMAYİN de sükun bulanlar
Mizanın ağırlığını OMUZLARINA ALIP, amelleri dünyada tartanlar
Rızaya gönül bağlayıp, bu yolda kendilerini bir UMMANA atanlar
İbretle bakıp bütün âleme, ÖLMEDEN ÖNCE ÖLENLER
Naz makamındaki BİR GÜZELE BAĞLANIP, nefsine tuzak kuranlar
ELESTÜ BİRABBİKÜM” sualine“GALÜBELA” deyip sözünde duranlar
Riyadan, gösterişten korkarak, uzak durup NEFSİNE SED ÇEKENLER.
DİKENİ DE GÜLÜ DE BİR TUTUP, kahrında hoş, lütfun da hoş diyenler
EY KARDEŞ,
BUNLAR senin hedeflerin, ne olur ziyan etme sen kendini
Kim bilir hangi Ali makamdasın “YOKUŞ ZORDUR İNİŞ KOLAY” bilesin
Aldanma sen bu dünya metaına, kim BAKİ kalmış ki sen kalasın
LA ile başlayıp İLALLAH’ LA ispat getirip UMMANA dalasın
Dedim ya, anlayacağın DÜNYA FANİ, AMELLERİN BAKİ bilesin
Izdırabla da geçse ömür önemli olan en son İLLALAH diyesin



Hiç yorum yok: