“Allah yeter”




Makam-mevki için yanıp tutuşan bir zavallı, Sultan Zengi'ye yalakalık yapıp duruyormuş.
O kadar yalakalık yapmış ki, Sultan Zengi, ya mayıştığından ya da bezdiğinden, adamı lütf-ü şahaneye boğmuş.
Ona ipek elbiseler, bol miktarda altın ve mühim bir devlet görevi vermiş.
Adam bayram etmiş tabii.
Ne var ki göreve başlamasıyla görevi bırakması bir olmuş.
Üzerindeki ipek elbiseleri çıkarıp parçalamış, altınları yoksullara dağıtmış ve makama mevkie sırtını dönüp güle oynaya çöle gitmiş.
Çölde tarifi imkânsız bir neşe içinde hoplayıp zıpladığını gören bir arkadaşı, ona, “Ne oldu sana? Uğrunda defalarca etek öptüğün şeyleri niye bıraktın?” diye sormuş.
Adam şöyle cevap vermiş:
“Makama otururken korkuyla ürperdim. Sonra, elime tutuşturulan mühürdeki yazıyı okudum. 'Allah yeter' yazıyordu.
Bu yazı göğsümü genişletti, yüreğimi coşturdu. Bütün dünyaya meydan okuyabileceğimi hissettim. Makam-mevki ve servet bana öyle küçük göründü ki, onları elimin tersiyle ittim.”

 

Hiç yorum yok: